TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİ...30 Ağustos Zafer Bayramı

e-Posta Yazdır PDF

 

TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİ, 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI…

Sevgili okurlarım!

30 Ağustos Zafer Bayramını bu yıl MİLLETÇE, daha anlamlı, daha coşkulu kutlayacağız. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de ilk kez şanlı ordumuzda bulunan gurur abidesi tüm sancakları Ankara’da törende buluşturacak.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 30 Ağustos 2010 10:30 )
 

KIRIM TATAR TÜRKLERİNİN YURDUNDA....

e-Posta Yazdır PDF

 

Aypetri Dağı -Yalta-Kırım  Kırım-Simperopol(Akmescit) Lenin meydanı

       Bu yıl tatilimi yıllardır hep özlem duyduğum, Ukrayna Cumhuriyetine bağlı, Kırım Özerk Cumhuriyetin de yaptım. Orada yapma sebebim, tarihe geçen o meşhur 93 harbi sonrası (1893) Kırım Hanlığının Osmanlı himayesinden çıkınca sürekli ak topraklara (Anadolu’ya) göçün olduğu dönemlerde, oradan gelen Kırım muhaciri bir ailenin çocuğu olmam, hep o göç edilen topraklarda sürmüş yaşantının kuşaktan kuşağa aktarılmasıydı.

Son Güncelleme ( Perşembe, 12 Kasım 2009 23:38 )
 

SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

e-Posta Yazdır PDF

                               SEVGİLİLER GÜNÜ      

    Sevgili okurlarım, bu yılda ülkemizde ve dünyada birçok ülkede kutlanacak olan bir sevgililer gününe daha geldik. Sevgililer günü geçmiş tarihte, nerede ortaya çıktı? Ne zaman ilk defa kutlandı? Nasıl dünyaya yayıldı? Bu konuya bir göz atarsak;    

       Her yıl dünyada kutlanması gelenek haline dönüşen Sevgiler Günü'nün başlangıç tarihi eski Roma İmparatorluğu zamanına uzanmakta. Eski Roma'da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu.
   Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı.
Bu birliktelikler birbirine âşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.
İmparator 2. Claudius, Roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma'daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı. Aziz Valentine de Claudius'un hükümdarlığı zamanında Roma'da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius'un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü.
Milattan sonra 270 yılının 14 Şubatı Hıristiyan şehitliğine gömüldü.
      Aynı zamanlarda Roma'daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seremoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar. Hıristiyan Kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar bu törenlerin, özellikle de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. Bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı'nın başladığı günü Aziz Valentine Günü olarak kutlamaya başladılar.
    

      Sevgililer Günü, 1800 yıllardan sonra Amerika'da Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse herkes her yıl 14 Şubat'ta sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu hediyelerin başında ise sade ama bir o kadar anlamlı çiçekler geliyor. Sevginizi alacağınız çikolata veya yollayacağınız bir kart ile de anlatmanız mümkün.     

     Kısacası bu özel günde yanınızda gerçekten sevdiğiniz birisinin olması ve sevginizin karşılığının olduğunu bilmek herhalde hepsinden çok ama çok daha önemli.
     
O gün bugündür her yılın 14 Şubat'I Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi…


  
14 Şubat  “SEVGİLİLER GÜNÜ “ KUTLU OLSUN

      

  SEVEN GÖNÜLLER HEP MUTLU OLSUN…      

   AŞK ve SEVGİ

Aşk bir oyun, sevgi yaşamdır. 
Aşk sevgi yoludur, sabırdır. 
Aşkın baharı yazı olmaz, 
 Gönülde yaşanan zamandır.
             

 SEVGİLİLERİN HER GÜNÜNÜN SEVGİLİLER GÜNÜ GİBİ OLMASI DİLEĞİYLE...                                                             

     Erdoğan KIRMIZIOĞLU

      Araş.Yazar-Şair

Son Güncelleme ( Cumartesi, 14 Şubat 2009 15:35 )
 

ÜSTAT FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA’NIN ARDINDAN…

e-Posta Yazdır PDF

   

        TÜRKÇENİN SES BAYRAĞI, YÜZYILIN ŞAİRİ,   ÜSTAT FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA’NIN ARDINDAN…           15 Ekim 2008 tarihinde aramızdan ayrılarak edebi dünyaya göç eden, yaşamı boyunca, 76 yıl şiir yazan Fazıl Hüsnü DAĞLARCA bir röportajında, “Ayrılığın acı veren, acı verecek başka bir büyüklüğü var. Ki bunu saydıklarımın üstünde tutarım: Türkçeden ayrılmak” demişti.         O, günümüz Türk şiirinin en gür sesli, Türkçeyi en iyi kullanan şairlerindendi. Günümüzde çarşı, pazar… Levha tabelalarda dahi yabancı dillerin hâkimiyeti görülür iken, o yazdığı şiirlerde, Türkçe üzerinde gençlerimize çok güzel örnekler vererek, öncülük ederek yol gösterdi.        Merhuma Allahtan rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına sabır, Türk Milletine başsağlığı diliyorum…       Fazıl Hüsnü DAĞLARCA kimdir?
       26 Ağustos 1914 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen Dağlarca, ilköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, orta öğrenimini Tarsus ve Adana'daki ortaokullardan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde tamamladı. 1935 yılında piyade subayı olarak doğu ve orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaşan Dağlarca, ordudaki hizmeti 15 yılı doldurunca önyüzbaşı rütbesiyle 1950'de askerlikten ayrıldı. 1952–1960 yılları arasında iş müfettişi olarak İstanbul'da çalışan Dağlarca, buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray'da kitapevini açarak yayımcılığa başladı. Dört yıl "Türkçe" isimli aylık dergiyi çıkardı.  İlk yazısını 1927'de Yeni Adana Gazetesi'nde hikâye olarak yayınlandı. Dağlarca, İstanbul Dergisi'nde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılâpçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri yayınlanan Dağlarca, 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "
En iyi Türk Şairi" seçildi. Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır. Dağlarca ölmeden önce yaşadığı evinin müzeye dönüştürülmesini vasiyet etmişti.  Bu konuda “Ben İstanbul'un birçok yerinde ikamet ettim. Gezdim, gördüm, yaşadım, ama en çok Kadıköy'ü sevdim. Kadıköy eskiden de değerliydi, şimdi de. Eskiden daha çok dolaşırdım, ama şimdi yaşım dolayısıyla sokağa çıkamıyorum. Yıllardır içinde yaşadığım, şiirlerimi yazdığım evimin, ölümümden sonra yaşamaya devam etmesini istiyorum. Belediye Başkanımıza rica ettim, evimi alıp müze olarak düzenlesinler, ama yaşayan bir müze olmasını istiyorum. Bir bölümünde kitaplarım, eşyalarım sergilensin, bir kısmı da kafeterya gibi olsun. Gençler buraya gelip otursun, kitap okusun, bir şeyler içsinler." Demişti. İnşallah ileri dönemlerde dileği yetkililerce yerine getirilir.
     ALDIĞI ÖDÜLLER: 1946 CHP Şiir Yarışması üçüncülüğü
1956 Yeditepe Şiir Armağanı Asu kitabıyla
1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Delice Böcek kitabıyla
1966 Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Şiir Armağanı Delice Böcek ile
1977  Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü, Horoz şiir kitabıyla
1967 International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg
Amerika) tarafından "En İyi Türk Şairi" seçildi
1974 Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nde Altın Çelenk ödülü
       ESERLERİ:  Havaya Çizilen Dünya (1935), Çocuk ve Allah (1940), Daha (1943), Çakırın Destanı (1945), Toprak Ana (1950), Aç Yazı (1951), Âsû (1955), Türk Olmak (1963), Haydi (1968), Horoz (1977), Nötron Bombası (1981), Uzaklara Giyinmek (1990), Dildeki Bilgisayar (1992).    Üstadın güzel şiirlerinden biri…BU ELLER MİYDİ?Bu eller miydi masallar arasından
Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
Arzu dolu, yaşamak dolu,
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

Bilyaların aydınlık dünyacıkları
Bu eller miydi hayatı o dünyaların.
Altın bir oyun gibi eserdi
Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.

Topraktan evler yapan bu eller miydi
Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
El işi vazifelerin önünde
Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

Kaybolmuş o çizgilerden
Falcının saadet dedikleri.
O köylü çakısının kestiği yer
Söğüt dallarından düdük yaparken...

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
Yorganın altına saklanarak
Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
Kırmış küçücük şişelerini.
Ve her şeyden ve her şeyden sonra
Bu eller miydi Allaha açılan!
        Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Erdoğan KIRMIZIOĞLUAraş. Yazar-Şair

  22.Ekim 2008 yenigün gazetesi

 

 
Son Güncelleme ( Pazar, 28 Aralık 2008 20:02 )
 
Diğer Makaleler...
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Reklam

Reklam

Anket

Şiir Kitabımı Nasıl Buldunuz?
 

Kimler Sitede

Şuanda 2 konuk çevrimiçi

Ziyaretçi İstatistik