Home Tüm Makalelerim İSTANBUL’UN FETHİ…

İSTANBUL’UN FETHİ…

e-Posta Yazdır PDF

29 Mayıs 2010 Cumartesi Günü, İstanbul’un fethinin 557. yıldönümü İstanbul’da ve tüm yurtta coşkuyla kutlayacağız. Bugün sizlere İstanbul’un kısa tarihçesini, fethini. 2007 yılında yazdığım “SON CEMRE” şiir kitabımda da yer alan İstanbul’un fethini konu ettiğim şiirimi sunacağım.

     İstanbul, geçmişten günümüze Asya ile Avrupa kıtaları arasında köprü olan tarihte her dönemde, kültürel değişimlere öncülük etmiş, doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. İstanbul'un Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. M.Ö. 657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. O çağda Byzas adlı komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmiştir.    

 M.Ö. altıncı yüzyılda Perslerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından alınmış, M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion'a, bu kez de Konstantinapolis adı verilmiş, M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti olmuştur.   

 Geçmiş tarihte Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından da defalarca kuşatılmış, fakat alınamamıştır. Bu yoğun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus, Silivri'den başlayarak Karadeniz'e kadar uzayan surları yaptırmış. Buna karşın saldırılar her çağda sürekli devam etmiş. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar tarafından da kuşatılmıştır. Fakat bu kuşatmalar da hep sonuçsuz kalmış. Şehri 1203 yılından 1261 yılına kadar Haçlılar zapt etmiş. Bu tarihten sonra yeniden Bizanslıların eline geçmiştir.   

 1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti, büyüyerek Anadolu ve Rumeli'de genişlemeye devam etti. O dönemde stratejik öneme haiz Anadolu ve Rumeli'deki topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla şehir, değişik tarihlerde Osmanlılar tarafından birkaç defa kuşatıldı. Ama alınamadı.  

 1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin'in de teşvikiyle İstanbul'a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Hazırlıklara başladı. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan'nın karşısına Rumelihisarı'nı yaptırdı. Edirne'de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 günü, Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç'in girişini zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu'nun şehre denizden girmesini önledi. 11 Nisan günü kuşatma tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin alınabilmesi için denizden de kuşatılması gerektiğini düşünen II. Mehmet, tarihe geçecek önemli bir karar vererek, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan yürüterek büyük bir başarıyla Haliç'e indirdi. Bizanslılar, sabahleyin Osmanlı Donanması'nı Haliç'te görünce büyük bir korkuya ve paniğe kapıldılar. Haliç'ten ve karadan yapılan top atışlarıyla surlarda gedikler açıldı. Bunun üzerine, 29 Mayıs günü bir genel saldırı düzenlenmesine karar verildi.  

 Hocası Akşemsettin II. Mehmet'e cesaret veriyor; Hz. Peygamberin, "Konstantin elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir" sözüyle müjdelenen komutanın kendisi olduğunu söylüyordu. Bu inançla 29 Mayıs günü son taarruz başladı. Çok kanlı ve zorlu bir savaştan sonra birçok şehit verildi. Bu şehitler arasında, Bizans surlarına Türk bayrağını diken Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, 29 Mayıs 1453 Salı günü, İstanbul fethedildi.   İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920 tarihine kadar Osmanlı Devleti 'nin başkenti olmuştur. Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs gününde kutlamaktayız. Bu yılda, yıldönümünde bir kez daha aynı coşkuyla, sevinçle, gururla, heyacanla ulusça kutlayacağız. 

  Bugün de yaşadığımız dönemde, ABD ve Avrupa Birliğinin dayatmalarına karşı biçaresizliği, teslimiyetçi, günü kurtaran politikaları bir kenara bırakarak, İstanbul'un fetih yıldönümünde, Orta Çağı, kapatıp, Yeni Çağ açan atalarımızı örnek alarak, GÜÇLÜ SAYGIN BULUNDUĞU COĞRAFYADA ve DÜNYADA HEP LİDER TÜRKİYE için hepimiz ulusça birlik beraberlik içinde çok çalışarak, kurumlarımızı, yasalarımızı çağın ve günün şartlarına göre yenileyerek, ekonomimizi yeniden düzelterek, sözde değil, özde Türkiye Sevdalısı olarak, ÇAĞDAŞ, LİDER TÜRKİYE'Yİ YARATMAK İÇİN ELELE VERMELİYİZ…

 HAYDİ! HAYDİ! GENÇLER HEP İLERİ! 

   BİR ÇAĞ AÇILDI,    FATİH SULTAN MEHMET HANLA,

 Nice ordular gelmişti, Bizans önüne

,Güvenmişlerdi silahına, askerine,

Savaşta giremediler, Bizans şehrine. 

   Ey Türk Genci! Geçmişi unutma, hatırla  

  Bir çağ açıldı, Fatih Sultan Mehmet Hanla

Resul Muhammed devrinde müjdelemişti,

"O kumandan, asker ne güzeldi." Demişti

Eyüp Sultan yıllarca fethi beklemişti  

  Ey Türk Genci! Geçmişi unutma, hatırla 

   Bir çağ açıldı, Fatih Sultan Mehmet Hanla

Boğazda Rumelihisarı yaptırıldı.

Toplar döküldü, savaşa hazırlanıldı.

Bir gece gemiler Haliç'e kaydırıldı.  

  Ey Türk Genci! Geçmişi unutma, hatırla  

  Bir çağ açıldı, Fatih Sultan Mehmet Hanla

Ak Şemsettin Hoca Fatihin yanındaydı,

Asker mehter marşı ile haykırıyordu

,Allah, Allah sesiyle yer gök inliyordu, 

  Ey Türk Genci! Geçmişi unutma, hatırla 

  Bir çağ açıldı, Fatih Sultan Mehmet Hanla

Ulu batlı Hasan şehit olmak uğruna,

Dikti sancağı kalenin üst surlarına

,Haliç al kana bulandı, fetih uğruna,  

 Ey Türk Genci! Geçmişi unutma, hatırla

   Bir çağ açıldı, Fatih Sultan Mehmet Hanla

Fatih öleli beş yüz elli yıl olsa da,

Hatırlanır, o büyük fetih tüm dünyada,

Çağ açtığı yazılır, tarih sayfasında, 

  Ey Türk Genci! Geçmişi unutma, hatırla  

 Bir çağ açıldı, Fatih Sultan Mehmet Hanla 

Erdoğan KIRMIZIOĞLU    

 Araş. Yazar-Şair

Son Güncelleme ( Pazar, 30 Mayıs 2010 20:07 )  

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Reklam